Diyet Sonrası Geri Alınan Kilolar

Diyetsel özellikler insan kişiliği ile uyum göstermektedir. İnsanoğlunun kişiliğinin gelişimi ise çeşitli duygusal tepkilerin ve öğrenilmiş davranışların bir bütününü yansıtır. Buradaki en önemli nokta metabolik bir gereksinim, ihtiyacın bir dürtü olan endişe, kaygı ve stresten ayırımıdır. Çünkü bu üç davranış ve acıkma hissi aynı yerde midede hissedilmektedir. Bunu biraz daha açalım birçok obez ve beslenme bozukluğu çeken kişi kendilerini yemeğe yönlendiren duygunun stres olduğunu ifade eder. Peki nedir bu stres? Depresyon ve panik atak kalıbı bunun için çok kullanılan bir kavramdır. Depresyon ve panik atak tabiri beyin bu stresi atlatamama durumunda ortaya çıkan bir hastalık halidir.

Stresin vücuda vermiş olduğu tepkimeleri her birey aslında bilir. Bunu size şöyle söylersem daha iyi olacaktır. Bir sınav stresi, bir sorguya çekilme, bir absürt durumla birisine yakalanma durumunu herkes bilir. Bu bir Akut yani ani bir strestir. Bu durumda kişinin bedeninde değişiklikler oluşur. Çarpıntı, yüzde kızarma, soğuk terleme, gergin olma, karnımıza kramp tarzında giren ağrılar ve tuvalete gitme ihtiyacı tüm bu duyguların merkez noktası midedir. Yani durum uzun sürerse rahatsızlık midede ağrı bulantı ve kusma boyutuna ilerler. Şimdi sınav sonrası, sorgulama veya absürt durum yatışınca tüm bu duygular geri durulur. Dolayısı ile kimse sınav sonrası veya diğer iki durum sonrası doktora gitme ihtiyacı duymaz. Peki bu durum uzun bir süre alırsa ne olur. Üniversite sınavı, büyük sınavlar, uzun tutukluluk veya duygularımızı bozacak her şey... Mutsuz evlilikler, yakınların kaybı, başarısız sınav sonuçları, mutsuz hayatlar, beklenmedik hayat şekilleri, uzun süren hastalıklar... vs. İşte o zaman işin şekli biraz değişiyor. Duygulanım yine mide odaklı olmakla birlikte klinik pratikte çok değişik şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Çünkü beyin bunu bir şekilde atlatma ve bedene zarar vermemeye odaklı olduğu için duygulanımı unutmuş gibi davranmakta bireyde geçmiş odaklı yaşadığından şimdiki zamanda olayı algılamamakta sorunda çözülmediği için sürekli beden strese maruz kalmaktadır. Bu durumda da aslında aynı bulgular vardır ama kişiden kişiye tahammül sınırı değişiklik gösterdiği için bu sefer kişi dinlediği ve rahatsızlık duyduğu duygudan dolayı doktora gitme ihtiyacı duymaktadır. Kimisi çarpıntısı nedeniyle doktor doktor dolaşır, kimi terlemelerine bir anlam veremez her doktoru gezer ve sonra bunu benim vücudum yapıyor deyip kaderine razı olur. Kimi eklem ağrılarından şikayetçi, kimisi mide bulantısı, kimisi midede şişkinlik, kimi ani fırlayan tansiyonlar bir çoğu da en az 2-3 hatta 4 tansiyon ilacı kullanmakta, kimi ara sıra ishal kimi ara sıra kabızlık… Liste uzuyor ve böyle gidiyor. Peki sonuç mutsuz hastalar, sürekli saçma sapan ilaç kullanmak zorunda kalan bireyler uzayan SGK faturaları ekonomik çöküş, bireysel çöküş hastalıklar, hastalıklar ve hastalıklar. Uzayan doktor kuyrukları.

Konu dağılmadan bizim için asıl önemli noktaya gelelim. Bu duygulanımların hepsinin midede hissedildiğini söylemiştim. İşte beslenme bozukluklarının bir kısmında midede hissedilen duygulanım yeme dürtüsünü uyandırdığı ve beyin stresi atlatma yolunu yeme eylemine dönüştürdüğü için kişi her sinirlendiği veya strese girdiği dönemde yeme aktivitesine yönelir. Bu aslında bir takım hayati öneme sahip sınav süresince annelerinde ders çalışıyor aç kalmasın zihnini yerleştirdiği kişilerdeki sınav veya mülakat kilolarını açıklamaktadır. Eğer hayatınız ve iş dünyanızda buna elverişli ise her bu sıkıntı hissi midede hissedileceği için bu ortamdan kaçma yolunu yeme duygusu ile bastırıp kendi bedeninizi bu şekilde yoracaksınızdır. Diyet konusundaki unutulan ve ulaşılan hedef sonrası eski yaşam standartlarına dönen kişilerin verdikleri kiloları geri almasındaki en önemli altta yatan nedende budur. Bir çok kilolu insan mutlu ve huzurlu zamanlarında kilolarından kurtulduğunu ve strese girdiklerinde tekrar kilo aldıklarını ifade etmektedirler. Stresle mücadele bu tip kişilerde kilo verdirmenin en önemli basamağı olmalıdır.